ayrılık

Ayrılık deyince aklınıza ne geliyor? Yakın çevremden aldığım bazı ortak cevaplar; acı, bitiş, uzaklaşma, aldatma, ihanet, yeni başlangıç, değişim, kayıp… Ayrılık kavramının yarattığı his kişiden kişiye değişebiliyor. İlişki ne kadar sürerse sürsün ayrılık atlatılması çok da kolay olmayan bir süreçtir. Kişi bu süreci yaşayarak hisleriyle temasa izin verirse ayrılık sağlıklı bir biçimde yaşanabilir. Çoğu zaman bu durumla nasıl baş edeceğini bilemeyen bireylerin hayatına devam ederken ayrılığı yok sayıyor olması ilerleyen zamanlarda başlarına iş açabilir.

Kendi değerinizi ilişkiye bağlamaktan kaçının!

İlişkileri bitiren kişilerden en sık duyduğumuz ifadelerden biri “Ben şimdi hayatıma o olmadan nasıl devam edeceğim, tek başıma kim olduğumu unuttum” oluyor. Çift olmak tek başınıza hissettiğiniz değeri ve anlamı kaybetmek demek değildir! Değeriniz yalnızca bi ilişki, evlilik içinde ölçülemez. Değerinizi ilişkiye bağladığınızda o ilişkiyi zor olmasına, mutsuzluk hissiyle baş edilememesine rağmen sürdürme durumu devam ediyor. Bu da ilişki bitiminde kişinin yalnızca birlikteliği değil kendini de kaybettiği anlamına geliyor.

Ayrılık aşamaları olan bir süreçtir!

İlişki sonlandığında her şeyin kendiliğinden, birden geçmesini ve bitmesini beklemek hayal kırıklığı ile sonlanacaktır. Ayrılık sürecinin yas süreci ile benzerlik gösterdiğini söylemek yanlış olmaz. 

  • İlk olarak kişi  kaybın gerçekliğini idrak edemez, şoktadır. Donukluk, boşluk, hissizlik, şaşkınlık gibi durumların tümünü bu evrede tecrübe eder.

  • Kişi yavaş yavaş kaybettiği şeyin üzüntüsünü hissetmeye başlar. Zihin ilk durumda yaşayamadığı her şeyi bu aşamada düşünmeye başlar ve kişide üzüntü, özlem, öfke duyguları bir arada görülebilir.

  • Kaybedilen kişi, durum veya nesnenin geri gelmeyeceği iyice anlaşılır ve kişi bu çaresizlik duygusuyla yüzleşmek zorunda kalır. Geçmiş zamanda yapılmayanlar için suçluluk ve pişmanlık duyguları gün yüzüne çıkmaya başlar.

Bu aşamaların sağlıklı ilerlemesi ayrılık sürecinin sindirilmesi için yeterlidir. Ancak herhangi bir basamakta takılı kalmak o sürecin atlatılamadığı, aşk ya da ayrılık acısının pekişeceğinin habercisi olabilir. Sizi o aşamada tutan duygunun ne olduğunu anlamaya çalışmakta fayda var.

Eski partnerinizle arkadaş olmak ya da ondan nefret etmek zorunda değilsiniz!

İlişki sonrası kişilerin iletişime devam edip etmeme kararları tamamen kişilikleriyle bağlantılı olarak değişir. Doğru iletişim dili ve mesafeyi koruyabilen taraflar bağlantılarını tamamen kesmek zorunda değildirler. Ancak aradaki dengeyi tutturmakta, hislerini yönetmekte zorlanan kişilerin bu iletişimi sürdürmeleri zarar verici olabilir. Bu dengeyi kurmak için iki tarafın da zamana ihtiyacı olabilir.

Anılarınızı, yaşanmışlıklarınızı içinizde nasıl konumlandıracağınız süreçle ilgili tavrınızı belirleyen temel unsurdur. “Unutmak zorundayım, silmek istiyorum, keşke yaşamamış olsaydık” gibi ifadeler hatıralarınıza yabancılaşmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hatıraları sahiplenip onlarla birlikte yaşamayı öğrenmek ise sizi kendinize yaklaştıracak…

Ayrılma süreci sonrası iyileşmek, hemen eskiye dönmek, mutlu gözükmek gibi durumlara kendinizi zorlamanız, acele etmeniz daha falza üzülmek, streslenmek olacaktır.

Kendinize zaman verin! Başa çıkmanın kolaylaştığını göreceksiniz!

 

Uzman Klinik Psikolog Sena Soysal

İstanbul Ataşehir Psikolog

 

Bir Cevap Yazın

Bültenimize katılın

Yeni içeriklerden haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.

Diğer 47 aboneye katılın