Depresyon! Son zamanların en popüler psikolojik terimi… Kim kendini biraz iyi hissetmese hemen üstüne depresyon hırkasını giyip yakasına etiketini yapıştırıyor… Farklı belirtilerle gelebilmekle birlikte ortak noktası hayatı olduğundan daha tatsız bir yere çevirme özelliğidir. Peki biz yaşamımızdaki üzüntüleri depresyon adı altında yaşama eğilimde olabilir miyiz?

Yaşadıklarımızı Adlandırmak İsteriz…

İnsanlar olarak yaşadıklarımızı anlamlandırma ve adlandırma eğilimindeyiz. Neye üzüldüğümüzün peşinden gidecek gücümüz olmadığını hissedip bu bir hastalık  diyerek yaşadığımız şeyi belirlemeye ihtiyaç duyabiliriz. Ancak depresyon ve üzüntü arasında belirgin faklılıklar vardır.

  • Depresyon klinik bir olgudur, üzüntü ise yoğunluğu, süresi değişebilen bir his.

Üzgün olma hissini zaman zaman hepimiz yaşarız ve bunu yaşıyor olmak hayatımızı yaşandığı anda etkiler. Ancak depresyon pek çok semptom ile birlikte gelen ve etkileri kendiliğinden geçmesi çok da mümkün olmayan klinik bir durumdur.

  • Depresyon uzun sürelidir ve kendi kendine ortadan kalkması zordur, üzüntü daha kısa dönemli olabilir ve kişi tek başına da bu duygunun üstesinden gelebilir.

Üzüntülü hissettiğimiz zaman bize keyif veren bir aktiviteye geçme gücünü bulabilir ve o keyif ile birlikte üzüntü hissini azaltabiliriz ancak depresyon süreci bir uzman eşliği gerektirmektedir ve bu destek olmaksızın geçtiği düşünülen sürecin tekrarlama olasılığı oldukça yüksektir.

  • Üzüntü yaşayan kişi çevresindekilerle hislerini paylaşmaya daha istekliyken depresyonda kişi yalnızlığıyla baş başa olmak isteyebilir.

Üzüntü dışa dönük olabilirken depresyon genellikle içe dönük olarak deneyimlenmektedir. Kişi çevresinde birilerini görmek istemekten çok kendi içinde kalmayı isteyebilir.

  • Depresyonda kişi günlük hayatta yaptıklarını yapamaz hale gelir, üzüntü hissiyle ise kişi işlevselliğini zorlansa dahi devam ettirebilmektedir.

Üzüntü günlük hayatımızı zorlaştırır ancak felç etmez. Depresyonda gündelik yaşamın zorlaşması ve gerekliliklerin ertelenmesi söz konusudur.

  • Depresyondaki umutsuzluk hissi üzüntüdeki umutsuzluk hissinden çok daha yoğundur. Kişi içinde bulunduğu durumdan kurtulamayacağıyla ilgili şiddetli bir inanca sahiptir.

Umutsuzluk depresyonun en yakın arkadaşıdır. Süre uzadıkça umutsuzluk hissinin yoğunluğu da artacaktır. Üzüntüde geçici umutsuzluklar söz konusudur. Kişi umut edebileceği durumlarla karşılaştığında bunları takip etme gücünü hissedebilir.

Hissettiğimiz tüm duygular bize ait, bizden… Olumlu olanları, iyi hissettirenleri sahiplenip diğer duygular bizim değilmiş gibi davranmak yaşadıklarımızı hafifletmeyecek, aksine ağırlaştıracak… Hissettiklerimizin bize anlatmaya çalıştığı şeyler var. Herbiri varlığımızın bir parçası. Onları dinleyip, anlamaya, hissetmeye çalışıp hayatımızla bağlantılandırabilmek yaşama dair farkındalığımızı artıracak. Gelişen farkındalık davranış değişikliğini kolaylaştıracak.

Duygularınızın  dilini anlamaya çalışmak kendinize temas etmenizi sağlayacak… Kendinize temas etmenin en güvenli yolculuğu terapi ile mümkün. Yolculuk için hazır mısınız?

 

Klinik Psikolog Sena Soysal

İstanbul Ataşehir Uzman Psikolog

 

Bir Cevap Yazın

Günün Motivasyonuna Katılın

Yaşadığımız an'a fikir katan, günümüzü değerlendirme sebebimiz
'motivasyon mesajlarımıza' abone olmak için e-posta adresinizi bırakın,
her sabah sizinle de buluşalım.

Diğer 47 aboneye katılın